Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray... Sizleri beyni akıl dolu kadın yöneticiler kurtarır

“Futbol basit bir oyundur. 22 kişi 90 dakika bir topu kovalar ve sonunda hep Almanlar kazanır”

ABONE OL

Bu sözlerin sahibi İngilizlerin efsane gol kralı Garry Lineker’dir. Tarihi bir sözdür.
Almanların her konuda kazanmasının sırrı, akıllı, planlı, disiplinli, dürüst ve kültür sahibi olmalarıdır.
Konumuz futbol . Yukarıda saydığım Alman özelliklerine bakalım, bizim kulüplerde hangileriçmevcut?
• Akıl, belki zaman zaman kendi işlerinde  pırıldıyor. Aklı uyanıklık olarak düşünüyorsak aman bize nazar değmesin. Bazı tiplere “uyanık keriz” derler ama olsun be dostlar, gemisini yürüten kaptan.
•  Plan “mış” gibi, yani  yok.
•  Disiplin sıfır.
•   Dürüstlük dediğim zaman aklıma siyasiler geliyor, bu sebeple kimseyi kırmadan bu maddeyi geçelim.
•  Geldik kültür sahibi olmaya dostlar. Paldır küldür vardır  ama kültürü bilmeyyom hemşerim.
Süper ligde susuzluk var. Üç tarihi kulübümüzün futbol dalları kurumuş. Meyva vermeyince ağzını tatlandırmak arzusunda olan taraftarlar üzülüyor. Yenilgilerde ağlayanları görünce içim sızlıyor. “Bu ne sevgi ah, bu ne ıstırap” şarıkısı kulağımda çınlıyor. 50’li yıllarda Abdullah Yüce rahmetli bu şarkıyla zirveye çıkmıştı. Bizim millet ne kadar seviyor  da  sevdikleri çok fazla stırap çektiriyor. İş vermeyen mahallenin güzel kızı  üzer, antini fantinisi kahreder, muhtardan en yüksek makama siyasisi çileden çıkarır.
Bütün bu ıstırap kaynaklarına nal toplatan üzüntü ise tuttuğu takımın yenilmesidir.  
Bu futbola bu kadar saplanmışız. Hastalık yahu. Eski yıllarda maç günleri Dolmabahçe İnönü Stadına vardığımızda tramvayın biletçisi bağırırdı:
-Hastane, hastaneye geldik inecekler!
Bu “inecekler” kelimesini ağzında eritirdi, sanki “inekler” derdi.
*
Neyse geçelim.
Üç tosunlar borç batağında,
nasıl ödenir? Futbolcu maaşları öyle yüksek ki, dünyayı kurtaran adam bile ödül olarak alamaz. En kaymaklı para, fakirleşmekte hızla ilerleyen bizim memlekette. Borç var, başarı yok.
Disiplin yok, istikrar yok.  Teknik direktörlerde sbırsızlar kovuyorlar. “Gel koçum takımını başına” diyorlar alt yapı hocasına. Takım yine yeniliyor. “Eh, hocanın kusuru yok, adam geçici” diyor yöneticiler. Zaten kimse kalıcı değil ki. Alt yapı hocalarına gelince bir soru var:
-Neden yıldız oyuncu çıkartamıyorlar?
Kulübünün A takımını doyuracak oyuncu yetiştirebiliyorsa alt yapı hocası başarılıdır. Korkarım şu alt yapı düzeni“salla başını al maaşını” prensibiyle(!) yürüyor.
*
Dönelim “hoca” komedisine. Atıyorlar ya, sonra isimli(?) teknik direktör arıyorlar tarıyorlar bulamıyorlar. Biri açığa çıkmışsa değeri ne olursa olsun, “Hop arkadaş, tutun kaçırmayın, kapın getirin” diyorlar.  Büyük klüplere gelince onlar çoğunlukla yabancı hocaya gidiyor.
Yabancı geliyor, birkaç maç yitirirse Ayasofya’yı gezemeden kibarca ülksine iade ediliyor.
Demek ki, akıl, plan, disiplin yok. Bunlara sahip olanları tenzih ederim, üstlerine alınmasınlar. Kendilerini kandırsalar bile bana ne?
*
Kulüpler devrim yapmak zorundadır. Türk sporunun devrime ihtiyacı olduğuna kimse karşı çıkmasın. Tepki vermeden önce iyice düşünmeli. Futbol dersen binmişiz bir dolmuşa, takılmışız yokuşa. Sürekli patinaj yapıyor mübarek. Lastikler yanıyor, kokuyor. Spor Bakanı hangi projeyi hazırladı?   TFF ile kulüpler Birliği neyliyor?
İktidar bir yasa çıkaracaktı. Çıktı belki. Kulüplerin kasaları kontrol edileçekmiş. Kasalar boş beyler. Fare mi avalayacaksınız. Milyonlarca avro ödediğiniz yabancı oyuncuları yasaklayın. Memleketin haline bakın, mercimeğin kilosu 25 lira olmuş, 4-6 yaşındaki çocukların dini imanı ile uğraşılıyor.  
Memleket bu haldeyken spordaki aymazlıkla  iştigale utanıyorum.
Kulüp, kulüpler, eyy kulüpler. Eyy devlet! Tasarrufa gidin! Kuruşu hesaplayın, gün böyle gündür  ağalar, beyler!
*
Türkiye’ye her konuda beyni akılla donanmış çağdaş yöneticiler gerekiyor. Konumuz olan spor  kulüplerine süper beyinler hakim olmalı.
Süper beyinli eğitimli kadınları yönetime almak zorundadır kulüpler. Şimdi  maçolar bana “deli” diyecekler. Her devrimde deliliğin dokunuşu vardır.
Kadınların spor yönetimine gelmesi delilik değil, devrimdir. 
Kadınlar disiplinlidir.  Eğitimli kadın kimseyle yüz göz olmaz. İşinin gereğini yapar.  Tasarruflu olmayı bilir.
Kulüpler, maaşlı profesyonel kadın yöneticileri bünyelerine kabul ettirmek zorundadır.
“Yahu bu adam kafayı sıyırmış” diyenlerin sesleri kulağıma geliyor. Düşünmeden konuşmayın.
Analiz edebilen, muhasebeyi başkanın elinden alan, hoca alınacaksa önce yeteneğini ölçen, menajerlere kanmayan akıllı, çatır çatır pazarlık eden, alt yapıyı planla programla üretken yapacaklardır.
Beyni salataya değil, yöneticiliğe layık kadınlar kurtarıcınız olacak kulüpler! Eyyy kulüpler! 
Toparlanın, benim gibi farkı bakanları anlayın, siz kazanırsınız.
“Olayları farklı görenler ahmaklıktan hoşlanmazlar. Bbyle gelmiş böyle giderci kişilere saygıları yoktur. Benim gibileri  kötüleyebilirsiniz.
Yapamayacağınız tek şey bu fikirleri görmezden gelmektir. Çünkü her şeyin iyi olmasını isteyenler bir şeyleri değiştiriyorlar. İnsan ırkını ıileri itiyorlar. Bazıları onları deli olarak görse de ben dahi görüyorum. Çünkü dünyayı değiştireceklerini düşünecek kadar çılgın insanlar, bunu yapanlardır.”
diyor Rob Siltanen.  Doğru. Dünyaya delişmeyi getiren dahilerin çoğu deli sanılmıştır.
Beyler kabul edelim, kadınlar disiplinlidir. Laubali olmazlar. İşlerini asmazlar. Benim sözünü ettiklerim eğitimli profesyonel yönetici olarak kendini ispat etmiş kadınlardır. Böyle kadınlara bir bakın. Koskoca holdingleri yönetiyorlar.
*
Erkekleri harcadık mı? Yok canım bilakis; erkeklerdir kadınlara görev verecek olan, yani akıllı erkekler.

>