'Müsilaj virüsü yayabilir!'

%E2%80%99M%C3%BCsilaj+vir%C3%BCs%C3%BC+yayabilir%21;%E2%80%99
ABONE OL

Deniz salyası olarak bilinen müsilajı önlemek için ilk yönetmelik 2006 yılında yayımlanmış. Ancak önlemler tozlu raflarda kalınca ihmalin bedeli ağır oldu.

Marmara Denizi’ni her geçen gün ölüme götüren müsilaj tehlikesinin 2006 yılında fark edildiği, aynı yıl yayımlanan yönetmelikle müsilaja neden olan azot ve fosfor değerlerini düşürme zorunluluğu getirildiği, ancak yönetmeliğin tozlu raflarda kaldığı bildirildi.
 
Aynı şekilde 2016 yılında çıkarılan başka bir yönetmelikle yaklaşan tehlikeyi önlemeye yönelik ikinci bir yönetmeliğin daha çıkarılıp hassas alanların belirlendiği, ancak bunun da uygulanmadığı açıklandı.
 
İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, dünya kamuoyunun da kaygıyla izlediği müsilaj sorununun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ihmali yüzünden bu noktalara geldiğini belirtti.
 
8 Ocak 2006 yılında Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği yayımlanarak hassas alanlarda atıksu arıtma tesislerinden çıkan azot ve fosfor değerlerinin daha düşük olması zorunluluğunun getirildiğini bildiren Dr. Bozoğlu, “Bu yönetmelikle daha ileri arıtma tesisleri kurulması gerektiği belirtilmiş, nerelerin hassas alan olarak ilan edileceği ise başka bir yönetmeliğe bırakılmıştır” dedi.
 
Dr. Bozoğlu, 2006'daki yönetmelikten 10 yıl sonra, 23 Aralık 2016'da Hassas Su Kütleleri İle Bu Kütleleri Etkileyen Alanların Belirlenmesi ve Su Kalitesinin İyileştirilmesi Hakkında Yönetmeliğin yayımlanarak hassas alanların belirlenebildiğini, böylece hassas alanlara azot ve fosfor verme limitlerinin düşürüldüğünü, ancak mevcut tesislere 7 yıl geçiş süreci tanındığını söyledi.
 
Bozoğlu, “Görülüyor ki, yönetmeliğin çıkmasından 17 yıl sonra eğer herhangi bir erteleme olmazsa tesisler bu revizyonları yapacaktır” dedi.
 
10 YIL RAFLARDA TOZLANDI
 
Müsilajın kesin olarak çevre politikası ve çevre yönetimi sorunu olduğunu belirten Bozoğlu, “Ne yazık ki, uzun yıllardır uygulanan politikalar bizi felakete sürüklemiştir. 2006 yılında çıkan yönetmelik sonrası hassas alanların belirlenmesi 10 yıl beklendiği için yönetmelik uygulamaya geçememiş, müsilajın ana sebebi olan azot, fosfor gibi kirleticilerin önüne geçecek zorunluluklar gecikmiştir” dedi.
 
Bozoğlu, bu gecikmede 2011 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kurulmasının büyük payı olduğuna işaret ederken, “Bu bakanlığın kurulmasının ne kadar hatalı bir adım olduğu, yapılan onlarca projenin rafa kaldırıldığı, mevzuatın ve uygulamaların geciktiği, liyakatli personelin savrulduğu görülmüştür. Müsilaj sorununun tespiti ve çözümü, raflardadır! Tozlu raflara bakanlar projeleri, yapılması gerekenleri görecektir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın felç olduğu ortadadır. Hareketsiz, ne yapacağını bilemez haldedir” dedi.
 
VİRÜS YAYABİLİR
 
Başkan Bozoğlu, arıtma tesislerinin sadece ön arıtmayla Marmara Denizi’ni yıllardır kirlettiği halde bu tesislerin denetlenmediğini belirtirken, sorunun daha da büyüyerek virüs ve bakteri tehlikesine de yol açacağı uyarısında bulundu.
 
Bozoğlu, “Mevcut müsilaj karbonhidrat, yağ ve proteinden oluştuğu için bakteri ve virüs çekebilecek niteliktedir. Hastalıklara neden olabilecektir” dedi.

Kaynak: Sözcü

>