‘BENİ ÇOK SEV’ FİLMİ ve HERKESE ÖNERİM VAR

Sizi çok sevdim “Beni Çok Sev” filmine emek verenler. İzninizle siyasete yarım porsiyon dokunacağım. Yoksa çatlayacağım.

ABONE OL
Sıradan vatandaşım, canım cumhuriyetimde kaos görüyorum. Benim gibi herkes  görüyor.  
 
Televizyon kanallarında, gazetelerde dolardan girilip, açlık tehlikesine  zıplamılıyor.  Demokrasiyi, laikliği, dürüstlüğü tartışıyorlar. Açiçeği yağının gol krallığını an be an izlemekteyiz. Siyasiler arsa kavgasını iyi götürüyor. Zamlara gelince hop dedik, ben bi şey demedim, cıs cıs. 
 
ALEYNA ÖZGEÇEN
 
TV tartışmalarında uzmanların karşısına onların sözünü ağızlarına tıkamak için lafbaz beslemeler  koyuyorlanr. Beslemeler laf ishal, bu cinsler kadınlı erkekli nasıl yalan uyduruyorlar, tersten tebrikler. . Aydınlar doğruya uyarıyor, kulak asılmıyor. Ağzı olan konuşuyor, kalemi olan yazıyor.  Ben garip neden herkesin söylediğini söyleyeyim, bu görevi papağanlara bırakıyorum.
*
 LAFIN ÖZÜ: Bütün vatadaşlara bir GÖREV önerim var. 
- Görevin bir başka “sen” yaratmaktır! –
Bu görevin anlaşılmayacak yanı yok.
HERKES KENDİNİ YENİDEN YARATMALI demektir.
En başta Ülkemizin tüm siyasileri üstteki öneriyi düşünsünli.  Biz böyle değildik kendimize gelelim.
 
*
 Karalar bağlayıp, çe-çe sineği sokmuş uyku hastaları gibi sızarsak bu ülke uykuda ölür.  
Siyaset, “beni seç” uğraşından ibaret değil. Mthat Paşa gibi padişahtan demokrası istemek (1876) ve demokrasiyi koparıp almaktır.  Parlamento kurmaktır.  Ha? “Parlamento var” diye uyarıyorlar. Öyle ya var. O zaman  pardon, ayem sori. 
  Siyaset, cumhuriyetin ilk 10 yılında olduğu gibi  eknomik mucizeler yaratmaktır.  Bütün dünyada itibar sahibi olmaktır.
*
Bay siyasetçi, kendinden yeni bir “sen” yaratmalısın. 
Bendeniz kimseyi veya herhangi bir partiyi işaret etmiyorum. Hepimiz değişmeliyiz diyorum, hepimiz.
Çünkü biz böyle değildik. 
*
Türkiye’de neler değişmeli diye saymaya kalkarsak yer yetmez. 
Hani, deveye “sırtın eğri “  demişler, “nerem doğru ki” diye yanıt vermiş.  Değişim  deveyi düzeltmektir.  Tek eğri bırakmamaktır. İşte böyle değişim şart.  
Şimdi siyasilerin, “Tanrım behi baştan yarat” demeleri gerekiyor.  
*
“BENİ ÇOK SEV”e GELELİM.
“Görevin seni  -sen- yapmaktır.” Bu bir satır Shakespeare’nin sonesinden. 
Takıldım bu tek satıra. Tam da, “hepimiz, her şey değişmeli  inancı” kafamda horan teperken dostlar. “İşte söz bu yahu” dedim. Shakespeare’e  gıpta ettim. 
İşte, BENİ ÇOK SEV filminin yaratıcılarına nasihate gerek yok. Onlar  Atatürk’ün gönlünü hoş etmişler, çağdaş uygarlıklar seviyesinde sanat eserine imza atmışlar.
Kimse alınmasın ben lafımı sakınmam. “Seyrettiğim ve  Ksur bulamadığım ilk film” diyecektim amma birkaç yapıt aklıma geldi, “Gördüğüm  ender mükemmel filmlerden  BENİ ÇOK SEV” diyerek politik  yorumla konuyu tatlıya bağlıyorum. 
*
Konusu, yönetimi, oyuncuları, kameranın önü de arkası da harika bir iş çıkarmışlar. Mekan da gerçekçi  bir dekor  oluşturmuş konuya; evleriyle, sokaklarıyla, kötülük yuvası kahvesiyle eksiksiz.
*
Değişik konuyu tam anlamıyla toplumumuza oturtan senarist ve yönetmen Mehmet Ada Öztekin’in eserinde İtalyan yeni gerçekçilik sineması yaratıcılarının ustalığını gördüm. Helal olsun arkadaş, göğsümü kabarttın.  
Filmin rollerini paylaşan oyunculara da şapka çıkaralım.  Musa rolündeki Sarp Akkaya ne kadar doğalsın arkadaş. Senin mapushane deneyimin var mı yoksa ha? Söyle bakim. Gardiyanı canlandıran Ercan Kesal ne kadar inandırı. İnsanın, “Gel seninle arkadaş olalım, dertleşelim” diyeceği geliyor. 
Şimdi gelelim hanımefendilere; tecrübeli oyuncu Songül Öden, sanki o mahallede doğmuş büyümüş bir kadın.  Verdim Oscar’ı, hiç düşünmeden. 
Füsun Demirel zor rolü kolaya döndürürken etkilendim.  Güner Özkul, Ushan Çakır, Doğukan gibi ve isimlerini veremediğim oyuncuların  hepsi rollerinin gereğini yapmışlar, hepsi doğal.
 
*
İki oyuncu vardı ki,  dikkatinizi çekerim, her zaman izlemeye değerler.
Acımasız Apo rolündeki Ali Seçkiner Alıcı’dan etkilendim. Tam suç örgütü lideri, ürkütücü. Daha uzun bir rolde izlemek isterim. Acımasız dedim, rolü cabı öyle. Kendisi usta bir müzisyen, müzik hocası ve klasik müziğin bas sesli sanatçısı. 
 
Musa’nın kızı rolünü üstlenen, filmdeki iki  adıyla  “Leyla ve Yonca”yı  canladıran Aleyna Özgeçen’e dikkat edin. 17 yaşındaki  gerç kız kesinlikle sinemamızın yıldızlarından olacaktır. 
Devam yetenekli sinemacılar! Türk sinemasının böyle kusursuz  ve güzel filmler  marka yapacaktır.
>