Erdoğan ve Biden’ın görüşmesi ilişkilerde değişim getirir mi?

Erdo%C4%9Fan+ve+Biden%E2%80%99%C4%B1n+g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmesi+ili%C5%9Fkilerde+de%C4%9Fi%C5%9Fim+getirir+mi?
ABONE OL

Türk-Amerikan ilişkileri bugünlerde diplomatik temaslara ve çeşitli arayışlara sahne oluyor. Prof. Dr. Ahmet Kasım Han’a göre; “Türkiye ile ABD, bu zirveden kol kola da çıkmaz, birbirlerine yumurta atarak da.”

ABD’nin yeni başkanı Joe Biden, 20 Ocak’ta göreve başlamasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilk kez 14 Haziran’da Brüksel’de yapılacak NATO Liderler Zirvesi’nde yüz yüze görüşecek.
 
Erdoğan-Biden zirvesine sayılı günler kala Ankara’da da diplomasi hareketliliği yaşanıyor.
 
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’ın Ankara ziyaretindeki iki önemli görüşmesi Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile oldu.
 
Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrini, Altınbaş Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, Sputnik için değerlendirdi.
 
‘S-400’ler konusunda geri adım atmasının siyaseten çok kolay olmadığını düşünüyorum’
Sherman’ın, görüşmelerin ardından CNN Türk’e yaptığı açıklamada, S-400 konusunda önemli mesajlar vardı:
 
"S-400'leri almak NATO ittifakında sorun yaratıyor. Alternatif sunduk, tam olarak ne yapmaları gerektiğini biliyorlar. Umarım ortak bir yol bulabileceğiz. Bu teknik detay bir konu değil, siyasi bir şey değil. Türkiye durumun farkında, atması gereken adımları biliyor. Nasıl bu adımların atılacağını da görüştük, bu Türkiye'nin kararı olacak."
 
“Amerikan Bakan Yardımcısı’nın da dediği gibi, Türkiye’nin S-400’ler konusunda geri adım atmasının siyaseten çok kolay olmadığını düşünüyorum” diyen Prof. Dr. Han, “ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Sherman’ın buraya gelmesi, Erdoğan-Biden görüşmesi öncesinde bir hazırlık toplantısı niteliği taşıyordur. Bu tür toplantılar çoğunlukla daha alt seviyelerde nelerin konuşulup nelerin konuşulamayacağı üzerine bir yoklama yapılmadan gerçekleştirilmez. Rastgele gündemler ortaya çıkıyorsa zaten o ilişki kontrol altında değildir. Bunun ötesinde Amerikan tarafının böyle bir maksatla yapılan görüşmede hiç kuşku yok kendisine ait çerçeveyi çizdiği ve kendileri açısından nelerin öncelikli olduğu, sınırlarının ve isteklerin neler olduğu yönünde net sinyaller vermesini beklerim. Bunun aynısı da Türk tarafı için de geçerlidir” dedi.
 
‘Pozitif gündemlerde iki ülkenin ilişkileri sürüyor’
 
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın ve Sherman ile yapılan görüşmenin ardından gelen açıklamada, “Görüşmede, Afganistan, Suriye, Libya, Yukarı Karabağ ve Ukrayna gibi bölgesel meselelerde barış ve istikrarın sağlanması için ortak çalışmaya devam edilmesi gerektiği konusunda mutabık kalındı” ifadelerine yer verilmesi de dikkat çekti.
 
Prof. Dr. Han, bu açıklama çerçevesinde bölgesel denklemde neler beklendiğine dair şunları ifade etti:
 
“Türkiye ile Rusya’nın işbirliği her hâlükârda Türkiye ile Rusya’nın arasındaki dış politikanın doğasından çok bağımsız değil. ‘Anlaştığımız noktalarda anlaşalım, işbirliği yapabildiğimiz kadar işbirliği yapalım, işbirliği yapamadığımız alanları da görmezden gelebiliyorsak öyle yapalım, dokunmamamız gerekiyorsa da dokunmayalım’ şeklinde bir ilişki var. Bu çok pratik bir dış politika dinamiği yaratıyor. Bu dinamik de çözüme yönelik, pragmatik olarak da faydalı. Fakat bu tür ilişkinin bir zaafı var. Organik, bütünleşik, uzun vadeli, zamanın testine dayanabileceğinden emin olduğunuz veyahut da o zamanın getireceği büyük çaplı baskılara direnmek noktasında dayanıklılığı olan bir ilişki değil. Bu, bir kurumsal ilişki ile kurumsal olmayan ilişki arasındaki farktır. Kurumsal olmayan ilişki daha hızlı daha pragmatik çözümler üretir. Dolayısıyla anlık resme baktığınızda daha etkili gidiyormuş gibi görünür. ABD ile olan kurumsal ilişki ise daha hantaldır, çözümü, baskı unsuru olan konularda kolay kolay getiremez çünkü onun iki ülkenin ilişkilerinin bağlamı içinde denk geldiği bir sürü farklı alan vardır. Bir yere dokunduğun zaman 80 yeri birden acıtırsın ya da iyi gelir. Ama öte taraftan bu ilişkiler süreklilik içerirler. Türkiye’nin ABD ile yapıcı bir diyalog kurmak istediği çok belli. ABD’nin de Türkiye ile bu yapıcı diyalogun unsurlarını var etmeye çalıştığı çok açık. Başka yerlerde çok sorunlu bu iki ülke. O sorunlar ortadan kalkmıyor. Ama stratejik yön bakımından iki ülkenin ilişkileri kopmuş değil. ABD’liler bir taraftan iki ülkenin arasındaki ilişkilerin yürütülmesi bakımından devam etmeye çalışıyor öte taraftan da kendi kırmızı çizgilerini dayatmaya çalışıyorlar. Türkiye de onların bastırmaya çalıştıklarını bir şekilde frenlemek istiyor. Ama öte yandan o pozitif gündemlerde iki ülkenin ilişkileri sürüyor.”
 
‘Sorunlu alanlar pozitif bir ilerleme beklemiyorum’
 
Peki, Erdoğan-Biden zirvesinden nasıl bir sonuç beklenmeli? Ahmet Kasım Han, bu konuda ise şunları ifade etti:
 
“Sonuç itibarıyla zirveden bir kopuş çıkacağını düşünmüyorum. Büyük bir sansasyon olacağını da beklemiyorum. Türk-Amerikan ilişkilerindeki FETÖ, S-400, Halkbank Davası gibi çok sorunlu alanlarda da pozitif bir ilerleme beklemiyorum. Biden başkan seçildikten sonraki ilk görüşmede Türk tarafının önceliği Biden yönetimi ile ilişkilerini ve kanallarını açmak ve sağlamlaştırmak olacak. Putin-Erdoğan zirvelerinde mesela iki lider oturur ve çözüm getirir. Erdoğan-Biden arasındaki zirveden böyle bir sonuç çıkmasına uygun bir ortam yok. Türkiye ile ABD bu zirveden kol kola çıkmaz, birbirlerine yumurta atarak da çıkmazlar. Alt düzeyli görüşmelerin devam etmesine imkân tanıyacak bir zirve olacak.”
 
>