SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Cüneyt Arkın'la düellom

Haber Giriş Tarihi: 01.07.2022 18:24
abcgundem.com
Telefondan kulağıma alev füzesi atılıyor:
-Madem ana düşmansın, erkekçe karşıma çık!"
Ne ceva vereyim? Telefondaki adam ateş üskürürken:
"-Düşmanın değilim." diyorum. O inanmıyor:
"-Sen, sen, sen..." diyor ve iraz duraklıyor, sonra bomardımana devam:
"-Çık yüreğin varsa karşıma! Gazete sayfalarının altına gizlenme. Artık gazeteciliğin dışına çıktı u iş..."
Cüneyt Arkın çok kızgın:
"-Konuşsana."
Böylesine öfkeli insana ne denir? Mırıldanıyorum:
"-Ne yalım doktorcuğum  şimdi yani? Kavga mı edeceğiz?"
Biriri ardına tekliflerini sıralıyor:
"-Nasıl istersen. Dilediğin içimde. Tola, tüfekle, kılıçla, yumrukla..."
Eyvah. Doktor çok kızmış.
"-Düello mu edeceğiz?" diyorum.
"-Cesaretin varsa" diyor.
Yatıştırmak mümkün değil. 
"-Pekala. Düşüneyim." diyorum.
*
Değerli okurlar "Sonra ne oldu?" diye merak ediyorsunuz. Az sonra anlatacağım.
1973 yılıydı. O dönemin çok tutulan gazetesi Saklamaç'ı yönetiyorum. Saklamaç, sahne-erde ve müzik dünyasında bugünün tüm TV kanalları vegazetelerinin toplamı kadar etkiliydi. Sanatçılar hakkında yazdığımız, iyi-kötü her haer ses getirirdi. Ve ben, asla unutamayacağım, gazetecilik yaşamımdaki iki üç  vahim sayılacak hatadan irisini yamıştım. Daha doğrusu ben bizzat yapmamıştım ama benim  yönettiğim gazetemde yayınlandığı için  sorumlu vitrininde ben görülüyordum.
Cüneyt Arkın hakkında tatsız  haeri gerçek sanan bir arkadaşımız izin yaptığım günde aceleye getirmişti.  Haberin gerçek olmadığı da sonradan ortaya çıkmıştı.
Cüneyt Arkın'ı son derece öfkelendiren haeri hatırladıkça utanırım.  Karşılıklı saygıyla yürüttüğümüz dostluğumuz kırılma  çizgisine dayanmıştı. 
Eski dostlmuğumuz tehlikedeydi.Şimdi ne yamalıydım? Doğrusu, yayınlanan haerden dolayı mahçuptum.
Öte yandan, Çok sevdiğim, daima “Doktor” diye hitap ettiğimCüneyt Arkın tarafınan  düelloya davet edilmiştim. Tehlikeli bir şeref.
Acaa hangi silahla düelloyu kaul etmeliydim? Tabanca mı, kılıç mı, kama mı, tüfek mi? Siz olsanız Cüneyt Arkın’a karşı hangi silahı secerdiniz?
Yoksa; silahsız ir düello mu?
Yumrukla mı, karate yaarak mı? 
Güreş düelloya girer mi?
Cüneyt Arkın'ın tüm u düello tercihlerinde kesin üstünlüğü var. Kılıç desem, Malkocoğlu’nun gazaına uğramış “Kahpe Bizanslının” akibeti beni  bekliyor. Tabanca desem, adam kovboy filmi çevirmiş. Yumruk desem, kazayla elinin rüzgarına kapılan figüranlar hastanelik oluyor. Bunların hepsi şaka elette. öyle şeylerin teki bile aklıma gelmedi.
Ertesi gün, o yıllar Cüneyt Arkın'ın en güzel filmlerini yapan Erler Film'in sahii Türker İnanoğlu telefon etti:
"-Cüneyt dün çok öfkeliymiş. Sana ağır laflar etmiş. Şimdi üzülüyor. -Kızmak da haklıyım ama, öyle konuşmak ana yakışmazdı-diyor."
"-Ben de üzgünüm. Şimdi onu arayacaktım zaten. Kabahat  benim tarafta." dedim.
Yaz günüydü. Sıcak bayıltıcı. Cüneyt Arkın'ın telefon numarasını çeviriyorum. Zil çalıyor. "Şırk" telefon açılıyor:
"-Efendim." Sesinden tanıyorum. Kendimi tanıtıyorum:
"-en Tevfik Yener."
Tatlı sert:
"-Evet."
"-Düello için silah seçecektik ya...B"
Biraz şaşırıyor. Herhalde Türker İnanoğlu "Seni arayacak” demiş. Bu yüzden "düello"  tercihimi beklemiyor. Sesi soğuyor:
"-Evet."
"B-en szamanı ve ilahı seçtim."
"-Nedir?"
"-Ancak kış aylarını eklememiz gerekiyor."
İyice merak ediyor:
"-Neden?"
"-Kar yağması gerek."
"-Kar mı?"
"-Kar tou düellosu yaarız."
Biraz duraklıyor Cüneyt Arkın. Ardından kahkahayı atlatıyor:
"-İlahi..."
Özür diliyorum hbaerden dolayı. Uygar adam. Çok üzüldüğümü anlayınca teselli ediyor:
"-Lütfen, lütfen. Sanatçı-gazeteci ilişkilerinde oluyor işte..."
 
***
 
Cüneyt Arkın ile o günden itiaren dostluğumuz tazelenmiş olarak sürüyor..
Hem çok takdir ederim, hem "doktorcuğumu" çok severim.
Ne çauk geçiyor zaman
Sakın ola sakın aman
Geçen günler incinmesin.
Cüneyt Arkın, Bir enzerinin yetişmesi mümkün olmayan değerlerden. Tıp öğrencisi olduğu yıllarda sinemaya aşladı. Romantik jönden, süer kahramanlığa...
Cüneyt Arkın'a kadar hiçir aktör onun yaptıklarına cesaret edememişti.
Yolunu seçti ve azimle yürüdü.
Bizim sinemada süper kahraman rollerini komik olmadan oynamak imkansız gibiydi. Çünkü, dulör veya stunt man denilen yardımcılar Yeşilçam'da yetişmemişti. Onların en iyileri, Hollywood'da ve bir de Fransa'dalar. Yıldızların yerine tehlikeli sahnei çevirirler.
Yeşilçam'da ise, iş ve sosyal güvencesiz tehlikelere atılan kavgacılar vardı sadece. Kaçı yaralandı, hatta ölen oldu açıklanmaz, üstü örtülür.  Gerçi patronlar Türkiye’de iş kazası tamzminatı ödemez ama yine de sakınırlar.
Cüneyt Arkın, yıllarca çalıştı. profosyonel sporcular kadar zaman ayırdı kendini yetiştirmeye. Uzakdoğu sporlarını Jaonlar ve Çinliler kadar öğrendi.
Dersler alarak kılıcı oyuncak gii kullanmayı aşardı. Taancada John Wayne, kılıçta Errol Flynn, akrboatik sahnelerde Burt Lancaster, Uzakdoğu tpii dövüş sahnelerinde Bruce Lee giiydi.
bütün savaş veya kavga sahnelerini kendisi düzenlerdi. Özel araç gereçler yaptırmıştı. Hani o otuz kişinin üstüne uçtuğu sahneler...
Film çevirirken rolüne öyle kapılırdı ki, gerçek gii savaşırdı.
Yakışıklılığının ardına gizlenmemişti. Sorumluluk duygusu olan namuslu, mesleğine saygılı adamdır.
Kazandığı şöhret ve her şey anasının ak sütü gii helaldir.
Dünya çapındaparayı dizileri yapanlara verebiliyor.
Şu acıklı noktayı unutmayalım: Cüneyt Arkın eğer H ollywood’da dublör olsaydı, stunt olsaydı Yeşilçam’dan daha çok kazanırdı.
Para için milyonlara sırtı çevirip sahneye çıkmayan Cüneyt Arkın çin para her şey değildi. Cömert yüreği vatandesevrmlikle insan sevgisiyle doluydu.  Seveni milyonları terk etmezdi. Yakından tanımayan temiz ruhunu asla tahmin edemez. 
Onu, sık sık sinemaların locasında görürdüm. Yenilikleri olan macera filmlerini izler notlar alırdı. 
Romantik, öeleli saçlı jönler bulunuyor ama yenib ir Cüneyt Arkın asla.
Sorculukta Naim Süleymanoğlu kadar azimli, Kızılderili şef Geronimo kadar kesin kararlı, evlatlarına m üşfik, sevgili eşi Betül'e aşkında Ferhat kadar ateşli Cüneyt Arkın.
Ve hekim Cüneyt Arkın.
Ona sesleniyorum:
"-Doktorcuğum. Uzun yıllar geçse de filmlerin üyük hayranlıkla seyredilecek.B ir daha yapılamayacak herşey çok değerlidir elbette. Çocukların ve saygıdeğer sevgili eşinle daima mutlu ol. u senin hakkın. Mesleğindeki namusunla, mazbut aile aası yaşamınla..."
*DOSTLAR: Okuduğunuz yazıyı yıllar önce yazdım, 26 TEMMUZ 1997 Cumartesi tarihli SABAH Gazetesinde yayınlandı. 
Sanırım 1980’li yıllardı.  Eşimle gittiğimiz bir toplantıda Cüneyt ve sevgili eşi Betül’le karşılaştık. Muhabbet sürdü sürdü  düelloya geldi. Öyle gülmüşüz ki,  sohbete dalmış diğer davetliler susup merakla bize baktı.
 
 Cüneyt Arkın’ı kaybetmedik. Kaybolmaz bir süper kahramandır. 
Vefatıyla sarsıldım.   Ne demiş Orhan Veli, “Ölüm Allah’ın emri… ayrılık olmasayldı.”
Sözünbittiği yerdeyiz. Ne diyebilirim.
Evlatlarına, zarif eşi Betül Hanıma sabır dilerim. Başınız sağolsun. 
Doktorcuğuma Allah rahmet eylesin.  
“Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.”
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar